Türkçe English Özbekça




15 Temmuz Demokrasi Zaferi ve Şehitlerimizi Anma Faaliyeti Bilgi Notu

TAŞKENT  18/07/2015

Bayraklar.jpg
T.C. TAŞKENT BÜYÜKELÇİLİĞİ

DUYURU
Terörist darbe teşebbüsünün akim bırakılmasının birinci yıldönümü vesilesiyle Büyükelçiliğimiz tarafından düzenlenecek 

15 Temmuz Demokrasi Zaferi ve 
Şehitlerimizi Anma Töreni
-
Konferans

programına vatandaşlarımızın katılımından 
memnuniyet duyulacaktır.

Tarih: 15 Temmuz 2017, Cumartesi
Saat: 10:00
Yer: Taşkent Türk Okulu Toplantı Salonu
Uchtepa Tumani, Tinchlik-Obod Mahallasi 
Shirin Kochasi No. 57, Chilanzor 23,
Taşkent 
Özbekistan map.jpg
    BASINA DAVET DUYURUSU
15 Temmuz 2017, Türk Ordusu içine sızmış, subay kılığındaki terör örgütü mensupları tarafından geçen yıl gerçekleştirilen ve demokrasisine, milli iradesine ve ülkesine sahip çıkan Türk halkı tarafından başarısızlığa uğratılan hain darbe girişiminin birinci yıldönümüdür.   
Türk halkının 250 şehit vererek kazandığı demokrasi zaferi 15 Temmuz 2017 tarihinde Türkiye’de ve Türkiye’nin tüm dış temsilciliklerinde tören ve etkinliklerle anılacaktır. 
15 Temmuz Terörist darbe girişiminin detayları, arka perdesi ve bunu gerçekleştiren Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) karşı aradan geçen bir yılda alınan önlemler hakkında 13 Temmuz 2017 günü saat 18.00 de, Türkiye Cumhuriyeti Taşkent Büyükelçiliği’nde Büyükelçi Ahmet Başar Şen tarafından bir basın toplantısı düzenlenecektir. Toplantıya tüm basın mensupları davetlidir. 
Toplantıya katılacak basın mensuplarının aşağıda kayıtlı telefon numaraları veya e-posta adresi üzerinde Müşavirliğimize bilgi vermeleri önemle ve saygıyla duyurulur.
İrtibat Adresi:
T.C. Taşkent Büyükelçiliği Basın Müşavirliği
Yahya Gulamov Sokak, 87 Taşkent/Özbekistan
Tel: 236 03 70 / 113 03 42 Faks: 120 73 83
E-posta: taskent@byegm.gov.tr 
              tabm@bcc.com.uz 

15 TEMMUZ ANMA ETKİNLİKLERİNDE BÜYÜKELÇİ SAYIN AHMET BAŞAR ŞEN TARAFINDAN YAPILAN TÜRKÇE KONUŞMA NOTU
- 15 Temmuz 2016 tarihinde akim bırakılan darbe girişiminin birinci yıldönümünü anıyoruz. 
- Hala ülkemizin varlığına yönelik bu tehdidin yarattığı travmanın üstesinden gelmeye çalışıyoruz.  
- 15 Temmuz alışılagelmiş türden bir askeri kalkışma değildi. 
- Ankara ve İstanbul semalarında savaş uçaklarının görüldüğü ilk anlarda, bazı şeylerin ters gittiğini anladık. İlerleyen saatlerde, bunun askeri bir darbe girişiminin ötesine geçtiğinin ve faillerinin, kendini "Kainat İmamı" olarak nitelendiren Fetullah Gülen'in müritlerinden oluştuğunun anlaşılmasıyla bu dehşet hissiyatı pekişti.  

- O gece darbecilerin gösterdiği vahşet ve hıyaneti tanımlayacak uygun kelimeleri bulmak imkânsızdır. Sözkonusu teşebbüs, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki en kanlı terör eylemini teşkil etmektedir. 
- Ülkenin demokratik kurumlarını savunmak için sokağa çıkan masum sivillere karşı ölümcül silahlar kullandılar.   
- Kendilerini silah arkadaşı olarak gören ve girişime katılmayı reddeden masum askeri personeli ve komutanları öldürdüler. 
- Darbeciler, kendilerine karşı direnişi bastırmak için, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni, Milli İstihbarat Teşkilatı karargâhını ve Özel Harekât Merkezi’ni bombaladılar. 
- Sayın Cumhurbaşkanımıza suikast girişiminde bulundular. 
- O gece, 249 Türk vatandaşını öldürdüler ve 2000’den fazla insanı yaraladılar.
- 15 Temmuz, Türk demokrasisi ve Devleti için bir güç ve sebat sınavıydı. Bu sınavı geçtiğimiz için gurur duymaktayız. Gerek iktidar partisi, gerek muhalefet partileri, Silahlı Kuvvetler ile Emniyet Güçlerinin örgüte üyesi olmayan mensupları ve basın, darbecilere karşı ayağa kalktı. 
- Bunun da ötesinde, her kesimden ve siyasi görüşten Türk halkı, özveriyle tankların önüne çıkarak ve demokratik haklarını talep ederek direndi ve tarihi bir dayanışma örneği gösterdi.
- 15 Temmuz akşamında dahi, Fetullah Gülen ve müritlerinin bu kanlı teşebbüsün arkasında olduğu açıktı. Adıgeçenin, Türk Devletinin kontrolünü ele geçirme ve rejimi, kendi sapkın inançlarına göre yeniden tesis etme arzusu Türkiye’de bir sır değildi. Gülen, onlarca yıldır müritlerini emniyet, yargı ve silahlı kuvvetler gibi devletin tüm kritik organlarına nüfuz etmeleri için yönlendirdi. 
- Bu sözde “Gülenciler”, “kişi kültü”nü esas alan radikalleşmenin tipik bir örneğini oluşturmaktadır. 
- Bu kişiler, Gülen’in Mesih, kendilerinin de “altın nesil” olduğuna inanmaktadırlar. Müritlerinin sadece Gülen’e sadık olmaları, örgüt çıkarları için her türlü hukuki, dini veya ahlaki kuralı çiğnemelerine de yol açmaktadır. Sözkonusu şahıslar, şüphe uyandırmadan tüm çevrelere nüfuz edebilmek için Gülen’le olan bağlantılarını gizlemekte de ustadırlar. Başka bir deyişle, FETÖ (Fetullahçı Terör Örgütü), riyakârlık, gizlilik ve ketumiyet üzerine kurulu yeni nesil bir terör örgütüdür. 
- Esasen, Türk Hükümeti, 15 Temmuz öncesinde bu mafyavari terör örgütüne ve mali kaynaklarına yönelik olarak harekete geçmişti. 
- FETÖ’nün taraftar ve finansman bulmada ana kaynağını teşkil eden dersanelerin kapatılması sözkonusu yapıya büyük bir darbe indirmişti.    

- Bunu takiben, örgütün işlediği, kamu personeli seçme sınavlarında kopya çekilmesi, yasadışı dinlemeler, para aklama operasyonları gibi suçlar hakkında bir dizi idari ve adli tahkikat başlatılmıştı. 
- Emniyet ve yargı makamları da FETÖ üyelerini görevlerinden azletmeye yönelik tedbirler almışlardı. 
- Kısaca, FETÖ Türkiye’deki gücünü kaybetmek üzereydi. Subay ve astsubay kılığına bürünen müritleriyle devleti ele geçirme çabası, örgütün Türkiye’de ayakta kalabilmesi için son şansıydı. Bu cihetle 15 Temmuz’da dahi darbe teşebbüsünün failinin FETÖ olduğunu saptayabildik. 
- Bizim için asıl şaşırtıcı olan, FETÖ’nün Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bu denli nüfuz etmiş olmasıydı. Örgüt mensuplarının, Türk devlet kurumlarına saldırma cüretini göstermeleri ve acımazlıkları neredeyse gerçek üstüydü.  Diğer bir ifadeyle, 15 Temmuz,  Türk devletinin temellerini hedef alan ve varlığına yönelik tehdidin çok açık bir şekilde ortaya çıkmasıdır. 
- FETÖ mensupları, gerçekten de, liderleri Fetullah Gülen’in tavsiye ettiği şekilde, “kimseye varlıklarını farkettirmeden sistemin damarları içinde hareket etmişlerdi” ve aşama aşama vücudun hayati organlarını ele geçiren bir virüsün yol açtığı enfeksiyon gibi neredeyse “tüm güç merkezlerine erişmişlerdi”.   
- Şimdi, bir yıl boyunca yürütülen kapsamlı idarî, cezaî ve hukukî tahkikat sonrasında, 15 Temmuz’da neler olduğunu ve arkasındaki faili daha iyi kavradığımızı düşünüyoruz. Faillere ilişkin 23 ayrı ilde devam eden 78 dava mevcuttur. 
- Savcılar, darbe girişiminin arkasında FETÖ’nün tartışmasız dahline işaret eden önemli kanıtları bir araya getirmiştir. 
- Örneğin, FETÖ mensubu sivillerin, 15 Temmuz gecesi, darbe teşebbüsünün operasyon merkezi konumundaki Akıncılar Hava Üssünde bulundukları ve üsdeki üst düzey subaylara emir verdikleri saptanmıştır. 
- Buna ilaveten, binlerce subayın ve astsubayın FETÖ ile irtibatlı olduklarını itiraf ettikleri ifadeleri, video kayıtları ve darbeciler arasındaki muhabere mevcuttur.    
- Türk makamları, ayrıca, “Bylock” gibi sadece FETÖ üyelerince kullanılan şifreli iletişim sistemlerini çözmeyi başarmıştır. Aslında bu, polisin devlet kurumlarına sızan FETÖ üyelerini daha iyi saptamasına ve bunların yasadışı faaliyetlerinin aydınlatmasına imkân tanıyan en büyük dönüm noktasını teşkil etmiştir. 
- Geçtiğimiz yıl zafında, ayrıca FETÖ’nün cürümleri binden fazla farklı davada incelenmiş ve örgütün karanlık projeleri suyüzüne çıkmıştır. 
- Böylesine karanlık, meş’um ve gizli bir yapıyla mücadele etmek kolay değildir. 

- Türk Hükümeti, bu yakın tehdidi bastırmak ve nihai olarak bertaraf etmek için haklı önlemler almaktadır.  
- Darbe teşebbüsünün ardından derhal olağanüstü hâl ilan edilmesi ve bunun gerek yasal mevzuatımız, gerek uluslararası yükümlülüklerimiz doğrultusunda Temmuz 2017 ortasına kadar uzatılması, devlet organlarının süratle ve etkinlikle çalışmasının sağlanması için gerekliydi. Olağanüstü hâl vatandaşlarımızın günlük hayatlarına müdahale amacı taşımamaktadır. 
- Uluslararası insan hakları kuruluşlarınca da kabul edildiği üzere, darbe teşebbüsü sırasında olayın failleri ciddi suçlar işlemişler ve ağır insan hakları ihlalleri gerçekleştirmişlerdir. Bu suçların cezalandırılması gerekmektedir. 
- Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu Türkiye’nin devletine ve halkına yönelik tehditlere karşı gerekli önlemleri alma hakkı ve sorumluluğu bulunduğunu teyid etmiştir. 
- Özgürlükler ve güvenlik ihtiyaçları arasında doğru dengenin sağlanabilmesi için azami özen gösterilmiştir. Her zaman olduğu gibi, uluslararası yükümlülüklerimiz takip edilmiştir. Taahhütlerimizin bir parçası olarak, olağanüstü hal çerçevesinde alınan önlemler hakkında ilgili uluslararası kuruluşlara zamanlıca bilgi verilmiştir. 
- Haksız yere zan altında bulunduklarını iddia edenlere karşı alınan tedbirlerin gözden geçirilmesi için idari ve adli yollar mevcuttur.     
- Bugüne kadar kapatılmış olan 300’den fazla kurum yeniden açılmıştır. 30.000’i aşkın kamu görevlisi idari inceleme komisyonları tarafından görevlerine iade edilmiştir. 
Avrupa Konseyi, Birleşmiş Milletler ve AGİT dâhil olmak üzere ilgili uluslararası mekanizmalarla işbirliğimizi yapıcı bir diyalog ruhuyla sürdürmekteyiz. 
- Avrupa Konseyi’nin tavsiyelerini de dikkate almak suretiyle,  OHAL Kanun Hükmündeki Kararnameleriyle alınan önlemlere yönelik bir İnceleme Komisyonu kurulmuştur. İnceleme Komisyonu’nun kurulmasıyla birlikte Avrupa Konseyi’nin en önemli tavsiyesi yerine getirilmiştir. Nitekim bu karar, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri tarafından diğer mevcut iç hukuki yollarla birlikte kayda değer bir ilerleme olarak ilan edilmiştir. İnceleme Komisyonu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da bir iç hukuki yol olarak tanınmıştır. 
- FETÖ’yle,  en çok küçümsedikleri üç değer olan, hukukun üstünlüğü, ahlak ve demokrasi çerçevesinde mücadele etmeye kararlıyız.
-  Demokratik kimliğimizi güçlendirmeye yönelik taahhüdümüze bağlıyız, çünkü terörizmin her biçim ve tezahürüyle mücadelenin tek yolunun bu olduğunu biliyoruz. Demokrasinin bu türden düşmanlarına karşı demokrasi yoluyla mücadele etmeye kararlıyız.  
- Demokratik kimliğimizi güçlendirmeye yönelik arzumuzu en tehlikeli terör örgütleri olan PKK ve DAEŞ ile aynı anda mücadele ederken sürdürmeye devam ediyoruz. 

- Bu kritik zamanda dostlarımızın desteğine ve anlayışına ihtiyaç duyuyoruz.
- FETÖ, bazı çevrelerin sergilemeye çalıştığı gibi, iyi niyetli bir sivil eğitim hareketi değildir. Gülen’i sadece barışçıl bir Müslüman din adamı ve vaiz olarak düşünmek son derece yanlış bir tanımlama olur. Gülen’in ordu içine sızmış müritleri 15 Temmuz gecesi bir terör dalgası başlatmıştır ve adıgeçenin bundaki rolü herkesin ilgisini çekmeyi hak etmektedir. 
- Küresel boyutta iktidar ve hâkimiyet arzusuna sahip bir kuruluşla karşı karşıyayız. FETÖ, ülkeniz de dâhil olmak üzere dünyada 150’yi aşkın ülkede, okulları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları ve şirketleriyle mevcuttur. Bir yıl önce Türkiye’de yaşananlar, bu örgütün sizin ülkenizde neler yapabileceğinin göstergesidir. Örgütün faaliyetlerine karşı müteyakkız olmanızı tavsiye ederim. 
TÜRKİYA CUMHURİYETİ BAŞBAKANININ BÜYÜK DEMOKRASİ ZAFERİMİZİN BİRİNCİ YILDÖNÜMÜ MUNASEBETİYLE ÖZBEK BASININDA YAYINLANAN KONUŞMASI

Binali Yıldırım (*)

 
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kanlı terör saldırısını atlatmamızın üzerinden bir yıl geçti. Türkiye bu bir yıl içerisinde dayanıklılığını, nekahet yeteneğini, gücünü kanıtlamıştır. Aradan geçen bir yılın muhasebesini yapmak ve ileri bakmak önemlidir. 
 
Herşeyden önce neyle karşı karşıya kaldığımızı hatırlamak lazımdır. O gece yaşadıklarımız Türk ordusu içine sızmış, kendisini “kainat imamı” olarak gören bir meczuba bağlı hainlerin Türk devletine karşı saldırısıydı. Kendi ulusal parlamentosunu bombalayan, terör örgütleriyle mücadelemizde ön cephede uğraş veren polis özel harekat karargahını yerle bir eden, silahsız sivillerin üzerine tanklar süren ve savaş uçakları ve saldırı helikopterlerinden ateş açan canilerle karşı karşıya kaldık. Tarihimizde böyle bir vahşet yaşamamıştık. Bu terör şebekesi 250 vatandaşımızı öldürdü, 2000'den fazla vatandaşımızı yaraladı.
 
Geriye baktığımızda bu çok acı deneyimden iki gurur vesilesi ortaya çıktı. Birincisi, Türk halkının cesaret ve kararlılığıdır. Toplumun ve siyasi yelpazenin her kesiminden vatandaşlarımız darbecilere karşı sokağa döküldüler. Televizyon kanallarımız darbecilerin tehditlerine, baskınlarına rağmen yayınlarına devam etti. Türk milleti bir bütün oldu.
 
İkincisi, Türk milleti tüm dünyaya demokrasiye sahip çıktığını ve çıkacağını gösterdi. Halkım, Türkiye'ye silahlı grupların değil, sadece  demokratik yoldan işbaşına gelen hükümetlerin ve milli iradenin hakim olabileceğini ortaya koydu. En güçlü meşruiyet demokratik meşruiyettir. Bu zorlu demokrasi sınavından ülke olarak yüzümüzün akıyla çıktık.
 
Ancak, o gece torunumun tüm saflığıyla sorduğu soru zihnimden, zihinlerden silinmeyecektir: “Dede, bunlar bizim askerlerimiz değil mi?” Gerçekten de nasıl bir zihniyet bir insanın kendi insanına, kendi kurumlarına, kendi sembollerine, kendi liderlerine bu şekilde hunharca saldırmasına imkan verir?
 
Yanıtı karşı karşıya olduğumuz ihanet şebekesinin doğasında mevcuttur. O gece, bir teoloji profesörü aracılığıyla elebaşı Fetullah Gülen'den gelen emirleri körü körüne uygulayan bir suç şebekesi ile karşı karşıyaydık. Merkez olarak kullandıkları askeri üste FETÖ'ye ait bir şirketin yöneticisi ile örgütün işlettiği bir okulun görünürdeki sahibinin karşısında asker selamı veren, Türk askerinin bin yıllık şanlı geçmişinden nasibini almamış bir ihanet çetesinden bahsediyoruz. 
 
Hükümetimiz esasen Fetullah Gülen’in gerçek yüzünü 15 Temmuz’dan önce anlamış ve harekete geçmişti. Bu yapının devlet içindeki uzantılarını ortaya çıkarabilmek için çaba sarfediyorduk.  Bunda  da önemli bir aşamaya ulaşmıştık. Ancak 15 Temmuz darbe teşebbüsü, karşı karşıya olduğumuz tehdidin tahminlerimizin çok ötesinde, çok daha derin ve yaşamsal olduğunu acı biçimde ortaya koydu.  Fetullah Gülen’in  40 yıl boyunca Türk devletini ele geçirmek için kurduğu kumpasın büyüklüğü ortaya çıktı. FETÖ mensupları Fetullah Gülen’in talimatı doğrultusunda, “kimseye varlıklarını hissettirmeden sistemin kılcal damarları içinde hareket etmişlerdi” ve aşama aşama vücudun hayati organlarını ele geçiren bir virüsün yol açtığı enfeksiyon gibi neredeyse “tüm güç merkezlerine” erişmişlerdi. 15 Temmuz’u takip eden bir yıl boyunca kapsamlı idarî, cezaî ve hukukî tahkikatlar yürütüldü. Darbe teşebbüsünü tezgahlayan ve uygulayan bu yapıya dair çok geniş bulgulara ulaşıldı. 
Elimizdeki bulgular şunu gösteriyor: başında Fetullah Gülen’in bulunduğu  sapkın, ezoterik bir inanç sistemi oluşturmuş bir yapıyla karşı karşıyayız.  Örgütün okulları ve yurtları beyin yıkama ve militan devşirme merkezleri işlevi görmüştür. Buralardan yetişen ve “Mesih” olarak gördükleri elebaşına sadakatle bağlı olan örgüt üyelerinin devlet kurumlarına sızmaları sağlanmıştır. Böylece, örgütün amaçları doğrultusunda her türlü gayri kanuni ve gayri ahlaki eylemi sorgulamadan gerçekleştirebilecek insanlar, kritik pozisyonlara gelmişlerdir. Bu şahıslar, kamu personeli sınavlarında usulsüzlük, yasadışı dinleme, şantaj ve düzmece davalar gibi kumpaslar düzenlemişlerdir. Hayır derneği ve vakıf adı altına kurulan oluşumlar aracılığıyla örgüte finans kaynakları sağlanmıştır. Büyük holdingler ve bankalar yoluyla milyarlarca dolarlık para hareketleri aklanmıştır. Örgütün medya ayağı ise bir propaganda aleti işlevi üstlenmiştir. Hücre tarzı çalışan, birbirlerini kod isimleriyle tanıyan, kendi aralarında haberleşmek için şifreli uygulamalar icat eden, üyelerine istihbarata karşı koyma teknikleri ve aidiyetlerini gizleme taktikleri öğreten bir “eğitim hareketi” olabilir mi? Bu yeni nesil terör örgütü,  kendilerinden olmayanları yok etmek için istisnasız her yöntemi kullanmış ve bu suretle sadece iktidarı değil Türkiye Cumhuriyeti Devletini kendi sapkın emelleri doğrultusunda ele geçirmeye çalışmıştır. Türk milletinin 15 Temmuz günü hezimete uğrattığı işte bu sapkın ve tehlikeli emeldir.
Aldığımız tedbirlerle, örgütün Türkiye’deki ana omurgasını çökerttiğimizi söyleyebilirim. Ancak tehdit Türkiye’yle sınırlı değildir. Örgütün birçok ülkede Türkiye’dekine benzer yapılanmaları mevcuttur. Bunlar şimdi başka devletlerin içerisinde ihanet tohumları ekmeye devam ediyorlar. Hayatta kalmak için bu kez daha da faal şekilde küresel planda iktisadi ve siyasi nüfuz peşindeler. Tüm dostlarımızı bu vesileyle yeniden uyarmak istiyorum. 
Türk milleti demokrasinin kolay kazanılmayan ancak uğruna yaşamını dahi verecek kadar değerli bir varlık olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Bize düşen ilk görev bir daha asla benzer bir tehditle karşı karşıya kalmayacak şekilde gerekli önlemleri almaktır. Bu zorlu süreci anayasal düzen içerisinde yürütmek için azami çaba gösteriyoruz. Son tahlilde Türk demokrasisine kastedilmiş ve demokrasimiz kazanmıştır. Dolayısıyla, amacımız da çabamız da demokrasiyi bundan sonra en güvenli zirvelere, en örnek noktalara taşımak için gerekli adımları zamanla atmak olacaktır.
(*) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı
13 Temmuz 2017
15 TEMMUZ ANMA ETKİNLİKLERİ
BASIN BİLGİ NOTU

15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını tehdit eden bu güne kadarki en büyük terör saldırısı gerçekleştirilmiştir. Kendisini “Kâinat İmamı” olarak vasıflandıran yurt dışında yerleşik Fetullah Gülen’in kurduğu ve yönettiği Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve devletin diğer önemli organlarına sızan gizli mensupları tarafından kanlı bir darbe girişiminde bulunulmuştur. 
Parlamento, Cumhurbaşkanlığı yerleşkesi, Özel Kuvvetler ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) karargâhları, savaş uçakları tarafından bombalanmış, Cumhurbaşkanı ve Başbakana yönelik suikast girişimlerinde bulunulmuş, Genelkurmay Başkanı Ordu’ya sızmış terör örgütü mensuplarınca rehin alınarak, Fetullah Gülen’e biat etmeye zorlanmış, direnen sivil halkın üzerine ve terörist darbecilere müdahale eden ülkesine sadık kolluk kuvvetlerine karşı ağır silahlar kullanılmış, bu saldırıların sonucunda 249 Türk vatandaşı şehit olmuş, 2000’den fazlası yaralanmıştır.
Türk Milleti, kendisine yönelik bu büyük çaplı hain saldırıyı birlik ve dayanışma içinde hareket ederek bertaraf etmiş, demokrasiye, ülkesine ve Cumhuriyetine ve seçilmiş hükümetine sahip çıkmıştır. Böylece, halkın iradesinin üzerinde bir güç bulunmayacağı en ağır ve tehlikeli koşullarda tescil edilmiş bulunmaktadır. Türkiye bu büyük sınamadan başarıyla çıkarak, tarihe not düşmüştür.
Esasen, bir süredir mevcudiyeti bilinen ve faaliyetlerine karşı mücadele yürütülen FETÖ’nün ülke içindeki kadroları, devlet, sivil toplum içindeki yapılanmaları, iltisaklı ticaret ve eğitim kuruluşları darbe girişimi sonrasında başlatılan adli soruşturmalar ve yargılama aşamalarında büyük ölçüde ortaya çıkarılarak, tasfiye edilmiş, örgütün mensuplarının kullandıkları “Bylock” adı verilen şifreli haberleşme sistemi kodları kırılmak suretiyle çökertilmiş, kullanıcılarının büyük kısmı tutuklanmıştır. 
Bu sürecin etkili olarak yürütülmesini teminen ulusal yasal mevzuat ve uluslararası normlara uygun olarak ülkede olağanüstü hal ilan edilmiştir. FETÖ mensuplarına ve şüphelilerine yönelik müeyyideler hukuk devletinin icaplarına göre meşru zeminde yürütülmektedir. İlgililere kurulan soruşturma komisyonuna başvuru ve itiraz hakkı tanınmıştır.  
Aradan geçen bir yılda milli iradeye sahip çıkan halkın ve Hükümetin işbirliğiyle terörist darbe girişiminin izleri çok kısa sürede silinmiş, halkın günlük yaşayışı ve ülkenin ekonomik durumu normale dönmüş bulunmaktadır. Olağanüstü hal tedbirleri münhasıran terör örgütünü ve devlet içindeki yapılanmasını hedef almakta olduğundan Türkiye’yi ziyaret edecek yabancı misafirlerin endişelenmelerine mahal bir durum bulunmamaktadır.
Uluslararası bir örgüt olan FETÖ’nün ülke içindeki etkinliği büyük ölçüde kırılmıştır. Ancak, kurucusu ve lider kadrolarının büyük bir bölümü yurt dışında bulunduğundan, örgüt birçok yabancı ülkedeki okulları, şirketleri, STK görünümündeki yapılanmaları, lobi şirketleri, basın kuruluşları ve ticari kuruluşları vasıtasıyla varlığını ve faaliyetlerini sürdürerek, uluslararası kamuoyunu yanıltmaya yönelik Türkiye aleyhtarı dezenformasyon kampanyalarına yönelmiştir. 
Uzun yıllar gerçek kimliğini ve kirli hedeflerini masum bir eğitim hareketi kisvesi altında gizlemeyi başaran, “yeni nesil bir terör örgütü” niteliğindeki FETÖ’nün Özbekistan’daki zararlı faaliyetlerinin zamanında farkına varılarak önlenmiş olması, günümüzde diğer ülkelere örnek olabilecek bir tutum teşkil etmektedir. 


 
15 TEMMUZ 2016 HAKKINDA BASINA VERİLEN MAKALE
15 Temmuz 2016 Türkiye tarihinde kanlı bir ilk olarak anılacaktır. Türk Silahlı Kuvvetleri içine sızmış olan Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensubu sözde askerlerin başlattığı darbe girişimi; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a suikast düzenlemeyi, Anayasal düzeni ve Parlamenter sistemi yıkmayı hedefliyordu. 
15 Temmuz gecesi başlayan kalkışma, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ulusal medya üzerinden yaptığı ve halkı demokrasi korumak için meydanlara çağırdığı konuşma sonrasında seyir değişmiştir.
On binlerce silahsız halk demokrasiyi ve seçilmiş hükûmeti korumak için sokağa çıkmış, dünya tarihinde örneği görülmemiş darbe karşıtı direnişle darbe püskürtülmüştür.
Darbe girişiminde Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanmış, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, polis karargâhları, Milli İstihbarat Teşkilatına saldırılmış; darbeye karşı duran ve milli iradeyi savunan halka ateş açılmıştır. Bunun sonucunda 250 kişi şehit olmuş, 2000’i aşkın sivil yaralanmıştır.
15 Temmuz günü Türkiye sadece tarihinin en kanlı darbe girişimine değil, aynı zamanda en kapsamlı terör saldırısına maruz kalmıştı. Buna karşılık Türk halkının demokrasiyi korumak için gösterdiği direniş tüm dünyanın takdirini toplamıştır.
FETÖ son 40 yıldır devleti ele geçirmek amacıyla okul, kültür merkezi, meslek kuruluşları ve sivil toplum örgütleri aracılığıyla stratejik kurumlara sızmaktadır. 2014 yılından itibaren bu örgütün mensupları devlet kurumlarından uzaklaştırılmaya çalışılsa da 15 Temmuz hain darbe girişimi aslında devlet içinde ne kadar güçlü örgütlendiklerini göstermektedir. Bu sebeple, FETÖ mensuplarının devletin tüm kurumlarından tasfiye edilebilmelerini teminen ulusal mevzuat ve uluslararası normlara uygun olarak Türkiye’de olağanüstü hal ilan edilmiştir. 
Darbe girişiminden sonra FETÖ mensuplarına ve şüphelilerine yönelik yürütülen soruşturmalar hukuk devletinin gereklerine uygun olarak meşru zeminde yürütülmekte olup, ilgililere kurulan soruşturma komisyonuna başvuru ve itiraz hakkı tanınmıştır.
Öte yandan, darbenin izleri çok kısa sürede silinmiş olup, halkın günlük yaşayışı ve ekonomik faaliyetleri normale dönmüş bulunmaktadır. Türkiye’yi ziyaret edecek yabancı misafirlerin endişelenmelerine mahal bulunmamakta olup, olağanüstü hal tedbirleri münhasıran terör örgütünü hedef almaktadır.


15 TEMMUZ ANMA TÖRENLERİ İLE İLGİLİ TÜRKİYYE GÖNDERİLEN ÖZBEKİSTAN GAZETECİLERİ
1ISLOM BERDIYOROVAA5153263+998 91 2174230 
+998 94 6142430 islom.bx@gmail.com
Daryo.uz Haber Portalı Haber SorumlusuÖZBEKİSTAN
2KAMARIDDIN SHAYKHOVAA0869865+998 97 442 33 20
info@qalampir.uz 
Qalampir.uz Haber Portalı KurucusuÖZBEKİSTAN
3SHERZODKHON IKRAMUTDINOVAA1442534+998 97 706 23 95
info-uzlife@yandex.ru  
Uzlife.uz Baş RedaktörüÖZBEKİSTAN
4UMID SHERMUKHAMEDOVAA1447325+998 90 902 58 52 
umidskh@gmail.com
Kun.uz Haber Portalı Baş RedaktörüÖZBEKİSTAN
5ABROR ZOKHIDOVAA6073472+998 90 993 13 42
Abror25@mail.ru
Tarakkıyat TV Kurucusu ve 7x7 Gazetesi sahibiÖZBEKİSTAN
6TULKIN ESHBEKOVAA4853751+998 90 912 09 63
tueshbek@mail.ru
Uchildiz.uz KurucucuÖZBEKİSTAN
7MUKHAMMAD ISMOILOVAA3176065+998 93 587 77 47 
muhammad_ismoil@mail.ru 
Shoir.uz Sitesi Kurucusu, Gazetecilik Öğretim Üyesi, Milli ŞairÖZBEKİSTAN
8DILMUROD DJUMABAEVAA5066555+998 93 408 59 00
barkamol-2014@mail.ru
vodiymedia@inbox.ru
Vodiymedia.uz Kurucusu ve Baş RedaktörüÖZBEKİSTAN
9KHATAM MAMADALIEVAA1573104+998 90 260 12 79
hotam0112@mail.ru 
UZA Foto MuhabirÖZBEKİSTAN
10AKHADKHON ABDUKHAMITOV AA0628615+998 90 955 26 66
zakovat@gmail.com 
Zakovat.uz Haber Sitesi Kurucusu ÖZBEKİSTAN
11EVGENIYA KOLOSOVAAA1828809+998 90 352 22 68
editor@nuz.uz 
Novosti Uzbekistan (Uzbekistan News) Haber Sitesi Baş Redaktör YardımcısıÖZBEKİSTAN


BASIN MÜŞAVİRLİĞİNCE 15 TEMMUZ ANMA TÖRENLERİ İÇİN DAVET EDİLEN VE BÜYÜKELÇİLİKTEKİ PROGRAMA KATILAN GAZETECİLER BİLGİ NOTU

15 Temmuz Terörist darbe girişiminin detayları, arka perdesi ve bunu gerçekleştiren Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) karşı aradan geçen bir yılda alınan önlemler hakkında 13 Temmuz 2017 günü saat 18.00 de, Türkiye Cumhuriyeti Taşkent Büyükelçiliği’nde Büyükelçi Ahmet Başar Şen tarafından bir basın toplantısı düzenlenmiştir. 

Toplantıya katılan basın mensuplarının listesi: 

1.Osman GÖKMAN – TRT Taşkent Temsilcisi (3 kişi, Temsilci, Kameraman, Tercüman)
2.Bahtiyar ABDUKARİMOV – Anadolu Ajansı Özbekistan Muhabiri
3.Zamira AZİZHANOVA – Özbekistan Dışişleri Bakanlığına bağlı Cahon Haber Ajansı, Şef Muhabir
4.Şarofiddin TULAGANOV – Milli Televziyon ve Radyo Kurumu Özbekistan Devlet Radyosu Dış Haberler Sorumlusu, Tnews.uz Sitesi Kurucusu, Köşe Yazarı
5.Azimcan POLATOV – Milli Televziyon ve Radyo Kurumu Özbekistan Devlet Radyosu Haber Şube Müdürü
6.Maksuda SULTANOVA – (2 Kişi)Milli Televziyon ve Radyo Kurumu, Yoşlar Kanalı, Şef Redaktör ve Kameraman
7.Nozima ŞAMSUTDİNOVA – (2 Kişi)Milli Televziyon ve Radyo Kurumu Milli Televziyon ve Radyo Kurumu, Taşkent Televizyon Kanalı, Muhabir ve Kameraman
8.Abduvali SAYBNAZAROV – Sharh.uz Köşe Yazarı
9.Musulmonbek İBRAHİMOV – Qalampir.uz, Muhabir
10.Muhammad İSMAİL – Gazeteci, Milli Şair, Yazarlar Birliği üyesi, Shoir.uz Kurucusu
11.Nodira MAKSUDOVA – Radyo Grand, Şef Redaktör
12.Hacımurat ATAKULOV – Oriat Dono Radyosu, Baş Redaktör
13.Feruza ALİKULOVA – Kun.uz, Muhabir
14.Eldor ASANOV – Daryo.uz, Editör
15.Zargul ERNAZAROVA – Nuz.uz, Muhabir 
16.Nadirbek RAZZAKOV – Zamin.uz Baş Redaktörü
17.Davronbek TACİALİYEV – Ziyouz.uz, Editör
18.Nargiza SULTANOVA – 1News.uz, Muhabir
19.Salohiddin HAKNAZAROV – Uzdaily.uz Sitesi, Muhabir
20.Sabir SALİM - Ziyouz.uz Şef Redaktör
21.Adham UMAROV – Uzdaily Şef Redaktör

Toplam: 25 kişi katılmıştır. 






15 TEMMUZ ANMA TÖRENLERİNDE T.C. TAŞKANT BÜYÜKELÇİLİĞİ EĞİTİM MÜŞAVİRİ DOÇENT DOKTOR KÜRŞAT ÖNCÜL TARAFINDAN SUNULAM KUMUŞMA METNİ
15 TEMMUZ OLAYINI ANLAMAK
Milletlerin tarihi aynı zamanda geleceğe yön vermesi gereken hafızalarıdır. Türkiye XX. yüzyılın başında yaşadığı olaylarla bölgesel ve küresel bir aktör olarak tarihe yeniden dahil olma ve yön verme konusundaki kararlılığını göstermiştir. Millet hayatı için yüzyıllık bir sürenin çok kısa olduğu gerçeğinden hareketle millet hafızası ve bu anlamda kollektif bilinç dünün hatıralarını bugün içselleştirerek yaşamaktadır.
2016 yılının 15 Temmuzu bu anlamda ülkemizin tarihsel anlamdaki misyonunu ve uluslararası güçlerin ülkemize yönelik hedeflerini bir kez daha hatırlatmıştır. Elbette ülkemizde, geçmişte de farklı şekillerde kalkışmalar gerçekleştirilmiştir ancak bu kalkışma yapısı, süreci ve kullanılan insan kitlesi açısından çeşitli farklılıklar göstermektedir. Kalkışmanın diğer darbe ve darbe girişimlerinden farkını anlamak için teorik ve pratik açıdan değerlendirmek gerekmektedir. Bu noktada öncelikle ele alınması gereken husus Fetö terör örgütünün kendini dini bir yapı olarak tanıtması ve bu yolla hareket alanını genişletmesi açısından din ve dinin ne olduğudur? 
Alimlerin, sosyologların ve diğer araştırıcıların dine bakışları ve din tanımları birbirinden farklılık arzetmektedir. Bu nedenle burada birkaç tanım vermekle yetinilecektir. 
1.“Tanrı’ya inanmadır.” 
2.“Tanrı’nın insan ruhunda yaşamasıdır.” 
3.“Manevi varlıklara olan inançtır.” 
4.“Bütün görevlerimizi ilahi emirler olarak kabul etmektir.” 
5.“Yaratılmışların kendileriyle Allah’a kulluk ettiği, Allah’ın uyulması ve hayat tarzı hâline (âdetühüm) getirilmesini emrettiği ve kendisiyle insanlara karşılık verdiği şeylerin tümüne verilen isimdir.”   
Din ve dinler yukarıdaki tanımlarda da görüldüğü üzere bireylerin kişisel ve sosyal ihtiyaçlarına cevap vererek bireyin ruhsal ve manevi gereksinimlerine çözüm sağlamaktadır. Ancak gerek ülkemizde Fetö terör örgütü gerekse Ortadoğu, Asya ve Afrika kökenli çeşitli terör örgütleri din ve dini unsurlar adına yaptıkları vahşi eylemler ve katliamlarla din ve terör sözcükleri ulusal ve uluslararası basında beraber anılır bir yapıya sürüklemeye başlamıştır. Dilimize Latince’den giren terör kelimesi, sürekli ve sistemli şiddet hareketleri, cinayet, adam kaçırma vb. faaliyetlerle korku uyandırma, yıldırma, dehşete düşürme gibi anlamlara gelmektedir. Bu tedhiş ve eylemleri yapan kimselere terörist veya tedhişci, tedhişi siyasi fikrini yayma ve kabul ettirmede bir metot olarak kullanma görüşüne ise terörizm veya tedhişcilik adı verilmektedir.  Genel itibarıyla din ve terör sözcüklerini bir arada anmak normal bir durum olmamakla birlikte yaşanılan tarihsel süreçler, edinilmiş kazanımlar ve dini argümanları kullanarak oluşturulan çeşitli akımlar yerel ve dünya basınında bu iki sözcüğün beraber kullanımını arttırmıştır. Ülkemizde ise 15 Temmuz Fetö terör örgütüyle din ve terör kavramlarının ne şekilde birleştirildiğini ne yazık ki hep beraber yaşayarak tecrübe ettik.
Dini bir hareket olarak başlayan ancak bu şekilde cereyan ederek ülkeyi kaosa sürüklemeyi ve yönetimi değiştirmeyi hedefleyen bu tür yapılanmaları anlamak için temelde İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünya ekseninde ortaya çıkan yapıları incelemek gerekmektedir. Burada ifade edilecek kavramlar ve analizler dünya ekseninde olmasına karşın dikkatli bir formda yapılacak gözlemler Türkiye’de cereyan eden yapıyla dünya ekseninde gelişen fraksiyonlar arasındaki ilişkinin boyutunu açıkça ortaya çıkaracaktır. 
İkinci Dünya Savaşı sonrası dünya çapında yaşanan hızlı ve kapsamlı değişimler paralel sanayileşmiş batı toplumlarıyla yoksulluğun ve bireysel/sosyal kazanımların yetersiz olduğu diğer yerleşim birimlerinde birçok yeni dini hareketi ortaya çıkarmıştır.
"Yeni dindarlıklar" ya da "dini duyguların yeni ifade biçimleri" olarak da nitelenen bu hareketlerin, üyelerine, hayatın anlamı, eşyanın tabiatı gibi en temel sorulara nihai bazı cevaplar sunan dini ve felsefi bir dünya görüşü vermelerinin yanı sıra yine onlara aşkın bilgi, dinginlik ve iç huzura erme, potansiyellerini ortaya çıkarma ve elde edilebilir bazı yüksek gayeler için vasıta ve imkanlar sağlamaya çalışmaktadırlar.
Bu terör örgütlerinde genellikle insanların, düşünme süreçlerinin ve bilincin değiştirilmesi şeklinde ortaya çıkan beyin yıkama teknik ve uygulamalarıyla potansiyel üyeleri cezbeden, mevcut üyelerin gruba bağlılığını sıkılaştıran, manipülasyon araçları kullanılmaktadır. Potansiyel üyelerin şartlandırı1ması veya yönlendirilmesi amacına dönük olan bu beyin yıkamanın en belirgin özelliği dönüştürücü olmasıdır. Bu hareketler, elde ettikleri üyelerden tam bir bağlılık ve kendini gruba adamalarını, yani zamanlarını ve enerjilerini grup için harcamalarını talep ve teşvik etmekte; bu durumda üyelerin aileleri ve yakın1arı için harcayacakları zamanlan ve enerjileri azalmaktadır. Aile bağlarının yerine gruba yoğun bir duygusal bağlılık geliştiren bu hareketler, böylece bir bakıma "alternatif aile birlikleri" haline gelmekte ve toplumsal entegrasyon açısından ciddi sıkıntılar yaratmaktadır. Ancak belli bir doktrine dayanmayan, sadece beyin yıkama üzerinde odaklanan bu hareketlerin üye kazanma yöntemleri arasında belirtilen beyin yıkamada başvurulan yollardan biri, belki de en önemlisi "yeniden sosyalleştirme" sürecidir. Bu uygulama, bir reklam ve propaganda yoluyla yapılabildiği gibi, adayların çoğu zaman kilise, eğitim merkezi ya da kırsal bir dinlenme alanında kampa almak, orada yoğun bir eğitime tabi tutmak, grubun ideolojisini benimsetmek ve grubun diğer üyeleriyle kaynaştırmak suretiyle gerçekleştirilmektedir. Bu sayede yeni üyenin, 
a)grubu benimsemesine yönelik 'araçsal', 
b)diğer üyelerle kaynaşmalarına yönelik 'duygusal' ve 
c)grubun ideolojisini ve adabını benimsetmeye yönelik 'ahlaki' bir bağlılık oluşturulmaya çalışılır. 
Bu hareketlerin çoğunun bir metin hareketi olması, üyelerinin de eğitim düzeylerinin yüksek olması nedeniyle potansiyel üyeleri, ancak "bilgilendirme" ve ikna etme yoluyla etkilemek daha çağdaş ve daha rasyonel bir yol olarak kabul görmüştür. Verilen eğitimi, 'teorik' ve 'pratik' olarak ikiye ayırmak mümkündür. Bu hareketlerin hemen hepsinin bir dünya görüşü olduğu bilinmektedir. Harekete katılması muhtemel potansiyel üyeler, öncelikle yoğun bir şekilde grubun ideolojisi, felsefesi ve stratejisi ile ilgili önceden hazırlanmış bir eğitim programına tabi tutulur ve bir çeşit beyin yıkama ile karşı karşıya bırakılır. Çoğu, bir metin hareketi olan bu hareketlerin, vahiy veya ilham yoluyla yazıldığı iddia edilen kutsal metinleri ve bu metinlerin yorumlandığı ikincil kitaplar vardır. Temel eğitim kitabı olarak adlandırılan metinler ve yayınlar, sürekli ve sistematik bir biçimde okutulmak, yorumlanmak suretiyle üyeler, okudukları ve öğrendikleri fikirlerin doğruluğuna şartlandırılmaktadır. Kaynak olarak kabul edilen eserlerin dışında farklı herhangi bir eserin veya yayının okunmasına izin verilmemektir.
Ayrıca kasetler dinletmek, çeşitli tartışmalar ve soru-cevap şeklinde sınav benzeri uygulamalar yapmak suretiyle öğrenilenler pekiştirilmeye çalışılır. İdeolojik eğitim, üyelere belli kitaplar tavsiye etmek ve okunduktan sonra üzerinde tartışmak suretiyle doğrudan yapılabildiği gibi, grubun denetiminde düzenlenen çay, parti, sohbet toplantısı gibi çeşitli vesilelerle üyelerin bir araya geldiği sosyal etkileşim ortamlarında dolaylı olarak da gerçekleştirilir.
Ardından yoğun bir eğitim programına alınarak yeniden sosyalleşme ve sosyal etkileşim sürecine tabi tutulur. Belli yöntemlerin sistemli bir şekilde kullanıldığı bu süre sonunda beyni yıkanan insanların, bir takım özelliklerini kaybetmiş oldukları, onların yerine yenileri yüklenerek yeni bir kimlik kazandıkları açıktır.  Üye, harekete kabul edildikten sonra da ideolojik ve teorik eğitim mutlaka devam ettirilir. İdeolojik olarak iyi bir eğitim almış, yeterli olgunluğa kavuşmuş ve grubun lider kadrosuna belirli bir güven veren üyelerin grup içinde statüleri yükseltilerek ödüllendirilir; üye, girdiği sosyal kabul ve ilgi sayesinde yaptığı işin doğru olduğuna inandırılır.
Böylece üyelere maddi ve manevi bir takım imkanların ve kaynakların sunulmasıyla onların cezbedilmesi söz konusu olduğu gibi, aynı zamanda yeni kaynaklar da yaratılmış olmaktadır.  Bireye uygulanan tüm bu tazyikler sonucu radikalleşme eğilimleri ortaya çıkar. Bireyin radikalleşme süreci; kişinin kendisinden başlayan ve sırasıyla ailesi, akrabaları, arkadaş çevresi, sosyal çevre (dernekler, gruplar vb.),dışsal unsurlar vb. gibi içten dışa doğru genişleyen bir alanı kapsar. Bireysel olarak örgüte katılımın altında kişinin içinde yetiştiği sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik çevrenin yanı sıra psikolojik etmenler, yaşadığı çeşitli mağduriyetin intikam duygusu gibi durumlar söz konusu olabilir. Radikalleşme sürecinde bireyin içinde bulunduğu ekonomik ve psikolojik sorunlar, kendini gerçekleştirme ve bir gruba ait olma ihtiyaçları, aile içi şiddetten kaynaklanan sorunlar, ailevi problemler gibi birçok etmenin rol oynadığını, teslim olan ve yakalanan örgüt mensuplarının ifadelerinden görülmektedir. Radikalleşme sürecindeki önemli basamaklardan biri de ideolojidir. Terör örgütü mensupları, ideoloji ile kutsanmış büyük hedef ve hayallere sahip olmadıkları müddetçe, başkalarının hatta kendi hayatlarını dahi sonlandıracak faaliyet ve eylemlere girişemezler. Yaşamı ideoloji doğrultusunda şekillenen kişi, örgütün kendisinden istediği tüm eylemleri gözünü kırpmadan yerine getirebilen bir makineye dönüşebilir. Yukarıda anlatılanlar çerçevesinde bir terör örgütü elemanının örgütte militan kimliği kazanıncaya kadar yaşadığı süreci dört aşamada ele alabiliriz. Bunlar; 
1. Bireyin kimliğini bulma-bir gruba ait olma isteği çerçevesinde arayışa girmesi, 
2. Örgütsel temas, 
3. Örgütsel güdüleme-güdülenme süreci, 
4. Grup dinamiği içinde örgütte varlık gösterme süreci. 
dini motifli örgütler, örgüte eleman kazandırırken daha çok gençleri hedef almaktadır. Gençlik dönemi erken erginlikten geç ergenliğe kadarki dönemleri de içermektedir. Erken yaştaki bireylerin örgüte katılım kararını vermesi, yetersiz aile kontrolünün de bir sonucudur. Ailelerin çok çocuklu olması, ailenin çocuk üzerinde kontrolünü zayıflatır. Yeterli desteği alamayan çocuk ve gençlerin desteksiz, umutsuz, doyumsuz ve çaresiz olarak suça itilmeleri kolaylaşacaktır. Belirtilen huşular doğrultusunda bireyin radikalleşme sürecindeki ilk basamak olan kimlik arayışı temelde; psikoloji literatüründe belirtilen “engellenme” güdüsü ile ortaya çıkar. Engellenme, arzu edilen bir amaca doğru ilerleme durdurulduğunda ya da geciktirildiğinde ortaya çıkan bir güdüdür. Psikolojik etmenlerin yanı sıra ekonomik sebepler, en önemli radikalleşme motivasyonlarından birisidir. Ekonomik yetersizlikler çoğu yerde aile kurumunun fonksiyonelliğini yitirmesine neden olabilmektedir.
Örgütler bu süreçte diğer bir ifadeyle “Örgütsel Güdüleme-Güdülenme Süreci”nde  dini ideolojileri kullanarak, sosyal ve kültürel etkinlikler düzenleyip, bireylerin psikolojik-fizyolojik-sosyal ihtiyaçlarını gidererek “bireyin güdülenmesini” sağlarlar. Bir sonraki süreç “Grup Dinamiği İçinde Örgütte Varlık Gösterme Süreci”dir. Grup dinamiği, ortak bir amaca ulaşmak için bir araya gelmiş bir grup içinde gerçekleşen sebep-sonuç ilişkileri, grubu oluşturan temel değerler ve grubun işleyişini kapsar. Bireyin mensubu olduğu örgütün içinde dış ortamdan yalıtılmış olarak sadece örgüt ideolojisi ile propaganda ve telkinlere maruz kalmasıyla “keskin inançlı” hale gelen dünyasını küçülterek dar bir bakış açısı ve dünya görüşüne sahip olmasına da sebebiyet verir.  
Belirtilen nedenler sebebiyle bu yönde faaliyet gösteren bir yapıyla temasa girmiş olan kişiler, terör örgütlerinin ve nitekim Fetö terör örgütünün elinde her şeyi yapabilecek gözü dönmüş bir caniye dönüşebilmektedir. 
Belirtilen yaklaşım metotları özü itibarıyla İslam ve diğer inançların değiştirilerek Batıni bir formda yorumlanmasıyla aklı ve bilimi inkâr eder. İslami açıdan bu yapılar, her şeyi te’vil eden, masum imam teorisini ortaya koyarak imametin arkasına sığınan, tenasüh, hulul ve mehdî gibi kavramları himayesine alarak dini oldukları iddiasıyla hareket eden terör örgütleri olarak görülmelidir.  Çünkü, terör örgütleri ile bu yapının/yapıların amaç, kapsam ve hedefleri büyük oranda aynı doğrultudadır. Burada terörün amaçlarının ortaya konulması gerekmektedir ki bu amcaları şu şekilde özetlemek mümkündür:
1-Terör, insanları korkutup, boyun eğmeye zorlayarak bir gücü, bir egemenliği zorla kabul ettirmek amacıyla uygulanır.
2-Terör, karşı şiddet hareketlerine yol açarak, amaca uygun bir siyasal ortam meydana getirmek için kullanılır.  
3-Bir ülkeyi çökertmeyi amaçlayan terörizm hareketlerinin en belirgin özelliği ise, toplumun çeşitli kesim ve kesitlerindeki bireyleri kargaşa ve kaosun içerisine çekmek ve onları kullandığı gerekçeler etrafında toparlamak suretiyle, önce fikir ayrılıkları doğurarak bölmek, sonra bölünen parçaları örgütlemek, daha sonra da örgütleri anarşi ve terör ortamına iterek birbirlerine kırdırmaktır.  
Terörün ve terör örgütlerinin bu anlayışına karşın dini yaymak ve anlatmak amacıyla ele silah almak ve teröre bulaşmak, İslâm’ın evrensel mesajını çarpıtmaktan başka bir şey değildir. İslâm’ı bu şekilde çarpık, vahyi temellerinden yoksun olarak anlayanların içine yuvarlandığı şiddet ve terör batağı, her türlü terör batağından daha tehlikelidir. Çünkü, bu batağa saplanan bireyler yaptıkları eylemleri din için, Allah’ın buyruklarını yerine getirmek için yaptıklarına inanmaktadırlar. Bu inanç tarzı ise, işlenen cinayetlerin meşru ve doğru olup olmadığı tarzındaki bir sorgulama sürecinin daha ilk başta engellenmesine yol açmaktadır. İslâm tarihinde vahyî temellere dayanan dini bilmeyen cahil dindarları kendi kişisel ihtirasları doğrultusunda kullanan zorbalar ve sapkın mezhepler de ortaya çıkmıştır. Bâtınîlik veya Bâtıniyye bunların başında gelmektedir. Fetö terör örgütü bu anlamda batıni bir yapıdır. Oysaki İslâm’ın dâvet metodu yumuşaklık, güzel öğüt ve güzel sözdür. Yüce Allah, Kur’an’ı Kerim’in çeşitli sûrelerinde peygamberlerinden insanlara yumuşaklıkla ve güzel öğütle yaklaşmalarını istemektedir.  Hz. Peygamber, insanlara zulüm etmeyi ve zarar vermeyi insan onuruna yapılan bir hakaret saymış, bu şekilde davranmayı yasaklamış, onlara karşı merhametli olmayı emretmiş, “İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez” buyurmuşlardır. Başka bir hadisinde de Hz. Muhammed, yalnızca insanlara değil, kainatta bulunan bütün canlılara şefkat ve merhametle yaklaşılmasını emretmiş, Allah’ın rahmetine ulaşmak için, yeryüzündekilere merhamet edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Kısacası İslâm Peygamberi Hz. Muhammed, insana saygının, insan olmanın zorunlu bir gereği olduğunu her hareketiyle gözler önüne sermiştir. İslâm; bırakın terör eylemlerini ve terörizmi hoş görmeyi, büyüklerine saygı göstermeyen, küçüklerine karşı da şefkatli ve merhametli olmayanları kendisinden saymayan bir dinin adıdır. O din ki, yer yüzünde yaşayan bütün canlılara merhametle yaklaşmayı öngörmüş, yaratandan ötürü yaratılanı hoş görme anlayışını insanların gönüllerine yerleştirmiştir. 
Türkiye’de yaşanan bu darbe girişimi, devletin bütünlüğünü ve gücünü gerek ulusal gerekse uluslararası arenada zayıflatmaya çalışan, pazarlık gücünü ve politika üretme gücünü elinden almaya yönelik bir girişim olduğu millet tarafından anlaşılmış ve sağduyulu askeri, polisi, doktoru, öğretmeni, memuru, işçisi, çalışanı çalışmayanı, kadını, erkeği yaşlısı genci her kesimden insanımız tarafından gereği yapılarak bertaraf edilmiştir.
15 Temmuz Türkiye’nin askerî, siyasi ve diplomatik kuşatmalar karşısındaki ‘millî direncinin’ sınandığı gün olmuştur. Bu süreçten siyaseten daha da güçlenerek çıkan Türkiye, ilgili çok uluslu aktörlerin figüranı olmayacağını açıkça göstermiştir.  
Ancak benzer olayları tekrar yaşamamak, ahlaki değerlerin yozlaşmasını önlemek için, bilime dayalı bir toplum olmak ve refah toplumu olmaya götürecek olan yolu daha hızlı ve daha etkin şekilde takip etmek gerekmektedir. Bireyler olarak kendi sorumluluklarımızı bilerek yetiştireceğimiz nesillerin nerede ve ne şekilde hareket ettiğini bilerek ailevi huzur ve ülke menfaati adına doğru yönlendirmeliyiz. Unutmamak gerekir ki terör sadece bugün için devletimizin ulusuyla birlikte topyekün bir mücadeleyle yendiği Fetö örgütünden ibaret değildir. Daha güzel bir Türkiye için sorumluluklarımızı bilerek, küçük menfaatler için değil birey ve toplum menfaati için, Türkiye Cumhuriyeti ve insanlık değerleri için hareket etmeliyiz.  
Bu çerçevede 15 Temmuz Milletin istiklalinin ve istikbalinin yine millet tarafından teminat altına alındığı gündür. Büyük Atatürk’ün Gençliğe Hitabında belirttiği gibi 
Birinci vazifemiz, “Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.” Şartların tüm ağırlığına karşın yine Gazi Mustafa Kemal “Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” diyerek yol göstermiştir. 
Türk milleti atasının gösterdiği çizgide hareket ederek ülkeyi ele geçirmek için her türlü yolu mübah gören ve bu uğurda her türlü fitneyle kol kola yürüyen Fetö terör örgütüne ve mensuplarına karşı milli bir şuurla hareket etmiş ve üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getirmiştir. 
Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı uğruna devleti ve milleti için şehit olanlara rahmet; gazilerimize, yaşayanlara şifalar, ebediyete intikal etmiş olanlara da yine Allah’tan rahmet diliyorum.
 
 

15 TEMMUZ OLAYLARI İLE İLGİLİ 10-18 TEMMUZ 2017 TARİHLERİ ARASINDA ÖZBEK BASIN ORGANLARINDA ÇIKAN HABERLERİN LİSTESİ

Yayın TarihiYayın Organı AdıYazar AdıBaşlık - Konu
10.07.2017Vodiymedia.uz        Dilmurad Cumabayev“Henry Kissinger: Biliyor musunuz, Biz Amerika Olarak Neden Güçlüyüz? Biz Pek Çok Ülkedeki Vatan Hainlerini Kahramana Dönüştürüyoruz”... ABD’nin Fetullah Gülen’e sahip çıkması ve yurt dışına kaçan FETÖ mensuplarının vatandaşlıktan çıkarılması
 12.07.2017Kun.uzİmzasız“Yıldırım: Darbecilerin Teröristlerden Farkı Yoktur”...
Başbakan Binali Yıldırım’ın 15 Temmuz konulu uluslararası sempozyumdaki konuşması
12.07.2017Qalampir.uzİmzasız“Türkiye’deki Darbe Girişiminin Birinci Yıldönümü. Başbakan Bugünkü Durumla İlgili Konuştu”...
Başbakan Binali Yıldırım’ın 15 Temmuz konulu uluslararası sempozyumdaki konuşması
 13.07.2017Daryo.uzİmzasız“Recep Tayyip Erdoğan: Bu Gün Demokrasi ve Milli Birlik Günü Olacak”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BYEGM davetlisi olarak ülkeye gelen yabancı gazeteciler ve yerli basın mensuplarla görüşmesi ve açıklamaları
 13.07.2017Novosti UzbekistanaYevgeniya Grande Şerzod İkramutdinov“Türkiye’de Dehşet Verici Olayların Birinci Yıldönümü Anılıyor”
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 tarihinde yapılan ve akim bırakılan darbe girişiminin birinci yıldönümü etkinlikleri
13.07.2017Kun.uzAbror Zohidov“İsyanlarda Tavlanmış Millet İradesi”
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 tarihinde yapılan hain darbe girişimi, Türk milletinin darbecilere karşı direnişi ve gösterdiği cesaret
 13.07.2017Daryo.uzİmzasız “Türkiye Adalet Bakanı, ABD ve Avrupa’yı Uyardı”
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın BYEGM’de yerli ve yabancı basın mensupları ile görüşmesi, ABD ve Avrupa ülkelerini FETÖ konusunda uyarması
13.07.2017Kun.uz İmzasız“Türkiye Adalet Bakanı: ABD ve AB, Türkiye’nin Uyarılarını Dikkate Almalı”
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın BYEGM’de yerli ve yabancı basın mensupları ile görüşmesi, ABD ve Avrupa ülkelerini FETÖ konusunda uyarması
 13.07.2017Kun.uzİmzasız“Yıldırım: 15 Temmuz Günü Milletimiz Demokrasi Mücadelesi Destanı Yazmıştır”Başbakan Binali Yıldırım’ın AK Parti Merkez binasında “15 Temmuz Milli İradenin Zaferinin Analizi” adlı kitabın tanıtımına katılması ve 15 Temmuz konulu konuşması
13.07.2017 Kun.uz İmzasız“Cumhurbaşkanı: Hala 15 Temmuz’u Anlayamayan Gafiller Var”Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti tarafından hazırlanan “15 Temmuz Milli İradenin Zaferinin Analizi” adlı kitabın tanıtımına katılması ve 15 Temmuz konulu konuşması
13.07.2017Kun.uzİmzasız“Türk Bakan: “Avrupa, Erdoğan’ı Diktatör Göstermeye Çalışıyor”Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın BYEGM’de yerli ve yabancı basın mensupları ile görüşmesi, 15 Temmuz konuşması
13.07.2017Qalampir.uzİmzasız“Türkiye’de Darbe Girişimi: 15 Temmuz Olaylarına Bir Yıl Oldu”15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye’de yaşanan hain darbe girişimi ve milletin direnişi 
14.07.2017Kun.uzİmzasız“Türkiye Büyükelçisi: Özbekistan, Zamanında FETÖ Tehdidinin Farkına Vardı, Biz Geç Kaldık”T.C. Taşkent Büyükelçiliği’nde Büyükelçi Ahmet Başar Şen’in 15 Temmuz terörist darbe girişimi detayları, arka perdesi ve FETÖ terör örgütü ile ilgili düzenlediği basın toplantısı
14.07.2017 Qalampir.uzKamariddin Şayhov“Qalampir.uz Kurucusu, Türkiye Adalet Bakanı Bekir Bozdağ İle Görüştü”Qalampir.uz Kurucusu gazeteci Kamariddin Şayhov’un BYEGM’de Adalet Bakanı Bekiz Bozdağ ile görüşmesi
14.07.2017 Qalampir.uzKamariddin Şayhov“Türkiye’de 15 Temmuz Milli İradeninin Zaferi Günü Hazırlıkları Devam Ediyor”BYEGM’nin 15 Temmuz Programı, Türkiye’de akim bırakılan darbe girişiminin birinci yıldönümü etkinliklerine hazırlıklar  
 14.07.2017 Daryo.uzİmzasız“Türkiye’nin İktidar Partisi, Darbe Girişiminin Arkasında Uluslararası Güçlerin Bulunduğunu Vurguladı”AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Mahir Ünal’ın Basın Mensupları İle Görüşmesi ve Açıklamaları   
14.07.2017Vodiymedia.uz Dilmurad Cumabayev“Halkın Üzerine Tankları Süren Teröristlere Karşı Dünya Basını Susmamalı”BYEGM 15 Temmuz Programı kapsamında davet edilen yabancı basın mensuplarının AFAD Başkanı tarafından kabul edilmesi ve 15 Temmuz gerçekleri
14.07.2017Vodiymedia.uzDilmurad Cumabayev“FETÖ ile DEAŞ Arasında Fark Yok”Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın BYEGM’de yabancı ve yerli basın mensupları ile görüşmesi ve 15 Temmuz olaylarının anlatılması 
14.07.2017Tnews.uzİmzasız“15 Temmuz Anma Etkinlikleri Basın Bilgi Notu”
14.07.2017Tnews.uz İmzasız“15 Temmuz 2016 Hakkında Makale”
14.07.2017Tnews.uzİmzasız“Binali Yıldırım: Büyük Demokrasi Zaferinin Birinci Yıldönümü”
14.07.2017Tnews.uzŞarofiddin Tulaganov“Özbekistan Zamanında FETÖ Tehdidinin Farkına Vardı”T.C. Taşkent Büyükelçiliği’nde Büyükelçi Ahmet Başar Şen’in 15 Temmuz terörist darbe girişimi detayları, arka perdesi ve FETÖ terör örgütü ile ilgili düzenlediği basın toplantısı
14.07.2017Kun.uzİmzasız “Türkiye’de Olağanüstü Hal Uygulaması Üç Aya Uzatılabilir.Başbakan Binali Yıldırım’ın OHAL açıklaması 
14.07.2017Qalampir.uzMusulmonbek İbrahimov“Türkiye’de Askeri Darbe Girişiminde ABD’de Tasarlanmış Şifreli İletişim Sistemi Kullanıldı”. T.C. Taşkent Büyükelçiliği’nde Büyükelçi Ahmet Başar Şen’in 15 Temmuz terörist darbe girişimi detayları, arka perdesi ve FETÖ terör örgütü ile ilgili düzenlediği basın toplantısı
15.07.2017Kun.uzİmzasız“Özbek Gazeteciler, Türkiye Kızılay Derneği’ni Ziyaret Etti”  Özbek basın mensupları, 15 Temmuz Programı kapsamında Türk Kızılay’ı ziyaret ederek incelemelerde bulundu
15.07.2017Kun.uzİmzasız“15 Temmuz, Türkiye Tarihindeki Kanlı Sayfa” 15 Temmuz 2016 tarihinde yapılan ve akim bırakılan hain darbe girişimi hakkında bilgi notu
15.07.2017Daryo.uzİmzasız“Türkiye’de Darbe Girişiminin Birinci Yıldönümü Öncesi 7 Bin Askeri Personel ve Memur Görevden Uzaklaştırıldı”
15.07.2017Kun.uzİmzasız“AK Parti: Türk Milleti, Darbe Girişimi Sırasında Kendi Kanı İle Demokrasiye Sahip Çıktı” AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Mahir Ünal’ın basın açıklamaları
15.07.2017Kun.uzİmzasız“Türkiye’de Darbe Girişiminin Birinci Yıldönümü Öncesi 7 Bin Kamu Görevlisi İşten Çıkarıldı”
15.07.2017Kun.uzİmzasız“Erdoğan: Batı, Türkiye ve Teröristler Arasında Seçim Yapmalı” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın The Guardian gazetesinde yayınlanan makalesi
15.07.2017Qalampir.uzİmzasız“Binali Yıldırım: Bize İhanet Edenler, Yaptıklarının Bedelini Ödeyecek” Başbakan Binali Yıldırım’ın BYEGM tarafından hazırlanan medya tur kapsamında Türkiye’ye gelen yabancı basın mensupları ve yerel gazetecilerle görüşmesi ve 15 Temmuz konuşması
15.07.2017Qalampir.uzKamariddin Şayhov“Erdoğan: Her Bir FETÖ İşbirlikçisi Cezalandırılıncaya Kadar Rahat Olmayacağız” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ın yerli ve yabancı basın mensupları ile görüşmesi ve 15 Temmuz konuşmaları, Milli İradenin Zaferi adlı kitabın tanıtımı  
15.07.2017Zamin.uzİmzasız“Türkiye Büyükelçisi: Türk Milleti, Ağır ve Tehlikeli Bir Ortamda Vatanperverlik ve Güçlü İrade Sınavından Geçti” T.C. Taşkent Büyükelçiliği’nde Büyükelçi Ahmet Başar Şen’in 15 Temmuz terörist darbe girişimi detayları, arka perdesi ve FETÖ terör örgütü ile ilgili düzenlediği basın toplantısı
15.07.2017Sof.uzİmzasız“Türkiye’deki Askeri Darbe Girişimine Bir Yıl Oldu” T.C. Taşkent Büyükelçiliği tarafından 15 Temmuz olayları ile ilgili hazırlanan bilgi notları
16.07.2017Ziyouz.uz Sobir Salim“15 Temmuz, Türkiye’nin Yeniden Doğduğu Gün” 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye’de yapılan ve akim bırakılan darbe girişiminin birinci yıldönümü etkinlikleri
16.07.2017Kun.uzİmzasız“Foto röportaj: Türkiye’de 15 Temmuz Etkinlikleri Yapıldı” Özbek gazetecilerin fotoğraflarından örnekler
16.07.2017Daryo.uzİmzasız“Foto röportaj: Ankara’da Hain Darbe Girişiminin Birinci Yıldönümü Etkinlikleri” Özbek gazetecilerin fotoğraflarından örnekler
16.07.2017Daryo.uzİmzasız“Türkiye’de Yaşanan Darbe Girişiminin Birinci Yıldönümü İstanbul Etkinlikleri” Özbek gazetecilerin fotoğraflarından örnekler 
16.07.2017Novosti UzbekistanYevgeniya Grande “Türkiye’de İdam Cezası Yeniden Gündemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın idam cezası ile ilgili açıklaması
16.07.2017Daryo.uzİmzasız“Erdoğan, İktidardan Devirmeye Çalışan Hainlerin Kafasını Kopartma Sözü Verdi”
16.07.2017Kun.uzİmzasız“Türkiye’de Telefon Sesi Yerine Erdoğan Sesi Duyuldu” Turkcell ve Vodafone aboneleri telefonlarında Erdoğan sesi verildi
16.07.2017Kun.uzİmzasız“Erdoğan: Türkiye’nin Pusuda Bekleyen Çok Düşmanı Var”
16.07.2017Kun.uzİmzasız“Erdoğan, Ülkede İdam Cezasının Yeniden Uygulanmasından Yana”
16.07.2017Zamin.uzİmzasız“Erdoğan: Türkiye’nin Pusuda Bekleyen Çok Düşmanı Var”
17.07.2017Qalampir.uzİmzasız“Türk Halkı, Cep Telefonlarında Erdoğan’ın Tebrikini Dinledi” Türkiye’deki mobil telefon şirketleri, abonelerine telefon aracılığıyla Erdoğan’ın tebrik mesajını iletti
17.07.2017Daryo.uzİmzasız“Türk Polisi, Gülen İle İlişkisi Olduğu Gerekçesiyle 115 Kişiyi Gözaltına Aldı” Polisin Tekirdağ’daki FETÖ operasyonu
18.07.2017Zamin.uzİmzasız“Türkiye’de OHAL Üç Ay Daha Uzatıldı”
18.07.2017Sof.uzİmzasız“Türkiye’de OHAL Üç Ay Daha Uzatıldı”
 



Bu site Kültür ve Turizm Bakanlığı Bilgi Sistemleri Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanmıştır.
Bu sayfa 153 kez gösterilmiştir.